Ana içeriğe atla

16 Ağustos 1864, Trabzon Eczacı Es-Seyyid Hüseyin Efendi'nin şikayet mektubu

ES-SEYYID HÜSEYİN EFENDİNİN MEKTUBU:

Trabzon’da bulunan tabiplerin görevlerini kötüye kullanmaları, uygunsuz hareketleri, bir takım yolsuzluklar, suistimaller ve sosyo-ekonomik açıdan olumsuz Şartlar hakkında ortaya attıĞı iddialarla ilgili olarak muhacir eczacısı tarafından kaleme alınan 13 Rebiyülevvel 1281/16 AĞustos 1864 tarihli bir Şikâyet mektubu -sorgulayıcı olmak kaydıyla- yaŞanan hadiselerin vehametini gözler önüne sermektedir. Muhacirin eczacısı Es-seyyid Hüseyin Efendi’nin Trabzon’da görev yapan ve muhacirlerin saĞlık sorunlarıyla ilgilenmesi gereken doktorlar hakkında yazdıĞı bu mektup görevlilerin görevlerini kötüye kullanmaları ve yetkililerin de bunlara göz yummaları, muhacirlerin içinde bulunduĞu menfi durum hakkında bir hayli ilgi çekicidir. Hüseyin Efendi’nin maddeler halinde dikkati çektiĞi konular Şu Şekilde sıralanabilir

1- Muhacirin içün Trabzon’a gelmiŞ olan üç nefer hekimin birisi akdemce dersa’adete gitmiŞ ve burada kalan iki neferden Pertev vali paŞa hazretlerinin yanında kalub yigirmi kadar cariyelerine bakdıĞından me’muriyetine devam etmemiŞ olduĞu misillü diĞeri dahi Tevfik Efendi’nin yanında bulunarak anın cariyelerine ve zabıta nezaretine ve Kanboz’da bulunan muhacire bakıyorum diyerek o dahi devam etmemiŞ ve muhacirin içün dersa’adetten pek çok ecza gelmiŞ ve eczalar dahi hekimlerin elinde bulunmuŞ olduĞundan istedikleri mahallere sarf ile akçeleri kendüleri almakda bulunmuŞ ve geçen gice zabtiye serkerdesi Pertev efendiye bekıyye güĞercile ve beŞ kıyye kükürt muhacire mahsus olan eczadan virilüb mumaileyh Pertev efendi fiŞeng yabdırılub atdırılmıŞdır ve iŞbu eczanın teslimi mumaileyh Pertev efendinin delice cemiyetinden iki gün evvel vuku bulmuŞtur.

2- Ecza sandıklarının üzerlerinde bulunan defterler hekimler tarafından alınub meydana çıkarılmamıŞ olduĞundan baŞka sandık derununda bulunan eczanın hilafı olarak üzerlerine baŞka isimle pusula konulmuŞ ve defterler henüz meydana çıkarılmamıŞ olduĞundan bir sandıkda ne kadar ecza olduĞU mechul bulunmuŞdur.

3- Trabzon’da bulunan asakir-i ahane içün lüzum görünen ecza zabitan tarafından istenilmiiŞse ve virilmesi kararladırılmıŞ ise de matlub olunan ecza hekimler tarafından yok dinilerek ekserisi verilmemiŞ ve halbuki cümlesi ma-ziyade mevcud olup mezkûr ecza hekimler tarafından istedikleri mahallere sarf olunmakda olmasıyla bu hekimleri tebdile re’y-i ‘aliye menut bulunmuŞdur.

4- Hekimler tarafından ecza Maranko’nun dükkanına dökdireceĞiz diyerek götürmüŞ oldukları bir denk ketan tohumu henüz gelmeyüb eczacı marifetiyle füruht olunmuŞdur.

5- Vali paŞa hazretleri ve Tevfik Efendi hâlâ muhacirinden esir almakda olub hatta iki gün evvel yedi sekiz dane cariye karantinaya İstanbul’a gitmek üzere götürülmüŞ ve karantina tarafından ruhsat verilmeyüb çevrilmiŞ ve hükümete teslim olunmak üzere gönderilmiŞ ise de hükümetde alıkonmayub esirci Hacı Osman AĞa’nın hanesine gönderilmiŞ ve oraya İstanbul’dan gelmiŞ olan bir hatuna teslim olunmuŞ idüĞü ahbar-ı sahihadandır.

6- Üç dört günden berü Serederesinde vuku bulan vefeyât içün kefenlik bez virilmediĞinden cenazeler meydanda kalmıŞ fena halde teaffün eylemiŞdir.

7- Muhacirin-i merkume içinde bikes olanlarla ve bir hane ahalisi bütün bütün hastalanıp bakacak kimsesi olmayanlara memurlar tarafından bakılmadıĞından çoĞu aç olduĞu halde telef olmakda bulunmuŞdur.

8- Ecza kaynatmak içün Şehri yüz yigirmi kıyye kömür verilmesi kararladırılmıŞ ise de yigirmi begün verilip sonraları kat’ olunduĞundan orada kendü tarafımdan eczaya sarf itmekde olduĞumu meyan eylerim.

9- Geçen salı gününden bugüne gelinceye kadar muhacirin içün hekimler tarafından ecza istenilmiŞ ise de kendüleri gelüp bakmadıklarından baka eczayı dahi henüz göndermemiŞ oldukları.

10- Benim içün dersaadetten ısmarlanmıŞ olan cerrah takımı gelmiŞ olub fakat Tevfik Efendi yanında bulunan hekim kendüsüne alıkoymuŞ istemiŞ isem de henüz vermemiŞ İDÜĞü.

11- Bazı esnaf tarafından Serederesine getürülüb füruht olunan me’külât ve merûbat pek fena halde olduĞundan ve ekserisi kokmuŞ Şeyler bulunduĞundan taraf-ı acizanemden men’ine çalıŞılmıŞ ise de hükümetin mu’aveneti olmadıĞından men’inin çaresi bulunamamıŞdır.

12- Taraf-ı saltanat-ı seniyyeden mahsus olan maaŞ acizaneme muhacir komisyonu tarafından yüzlük altun yüz üç guruŞ hesabıyla virilmekde idüĞünü dahi ifade ve ihzara ictisâr eylerim.

Fi 13 Ra sene 1281 Bende eczacı-yı muhacirin Es-seyyid Hüseyin.



EK-1 (ES-SEYYİD HÜSEYİN EFENDİNİN MEKTUBU)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

The Global Post/ Suriye Çerkesleri: üçüncü göç

Geleneksel kıyafetleriyle sekiz Çerkes erkeği ve muhtemelen bir Osmanlı yetkilisi fotoğrafı. Suriye Çerkesleri: Üçüncü Göç 4 KASIM 2017 The Global Post / Haber / Araştırma.   Layla Al-Kloub AMMAN, Ürdün - İç savaş 2011'de başladığından beri milyonlarca insan Suriye'den kaçtı. BM Mülteci Örgütü(UNHCR)'ne göre  beş milyondan fazla Suriyeli mülteci kaydetmiş olsa da binlerce insan henüz kaydedilmemiş olabilir Suriye'nin Çerkesleri için bu savaş evlerini terk etmek zorunda kaldıkları ilk sefer değildi. Mevcut çatışma, azınlık grubunun 150 yıldan daha kısa bir sürede üçüncü yerinden edilmesine neden oldu. Çerkes Müslüman kabileleri 100 yıldan fazla bir süredir Kafkasya'daki Rus imparatorluğuyla savaşıyorlardı. 1864'te toprakları işgal edilerek insanların çoğunun yerlerinden edilmesine neden oldu. Birçoğu hayatta kalmadı, kalanların bir çoğu Osmanlı İmparatorluğuna gönderildi ve bugün ki Türkiye, Suriye, Filistin, Ürdün ve Kosova'ya yerleştirildi. Bi...

1864, ÇERKES İSKANI VE OSMANLI DEVLETİNİN POLİTİK TUTUMU/TESAM DERGİSİ 2015

METNİN TAM ADI: 1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ SONRASI ANADOLU’DA ÇERKES İSKANI ve OSMANLI DEVLETİ’NİN GÖÇMENLERE KARŞI POLİTİK TUTUMU Kaynak: Tesam Akademi Dergisi Temmuz 2015 Ahmet ÖZKİRAZ Doç. Dr., Gaziosmanpaşa Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Mehmet ÇETİN Yüksek Lisans Öğrencisi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Giriş 1864 Büyük Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’ndan bahsedilen ve göç kavramının tanımı üzerinde durulan bu çalışmada amaç, göç eden halkın Osmanlı kültürü içinde nasıl bir yer edindiğini irdelemek, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü için Osmanlı’nın takındığı tavrı incelemek ve iskan politikaları neticesinde Çerkes nüfusun Osmanlı ve daha sonra da Türkiye ile kurduğu bağı, tarihsel süreçte yaşananları göz önüne alarak netleştirmektir. Çalışmamın içerisinde, özellikle Anadolu’ya göçten sonra Kafkas kökenli halkın tümüne genel olarak “Çerkes” denmesi ve inc...

Bulgaristan’ın İvraca ve Rahova Kazalarında Yaşayan Çerkeslerin Nüfus Yapısı ve İktisadi Etkinlikleri (1860-1870)

Bulgaristan’ın İvraca ve Rahova Kazalarında Yaşayan Çerkeslerin Nüfus Yapısı ve İktisadi Etkinlikleri (1860-1870) Sosyal Bilimler Dergisi / Mart 2016 Margarita Koleva Dobreva* Çerkeslerin 1859-1864 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’na göç ettirilmesinin nedenleri hakkında farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bazı bilim adamları, Osmanlı Devleti’nin tutumunun Kafkasya’dan yapılan göçlerde birinci derecede etkili olduğunu belirtmektedir. Kemal Karpat’a göre, Osmanlı Devleti’nin tarım alanlarını işleyecek, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacak gayrimüslim nüfus karşısında dengeyi sağlayacak unsurlara olan ihtiyacı Kırım Savaşı’ndan sonra daha da artmıştır. Bu ihtiyaç çeşitli bölgelerden göç ettirilen muhacirlerin yerleştirilmesi için elverişli bir ortam oluşturmuştur. Bazı araştırmacılar ise Osmanlıların Kafkas Müslümanlarını kesinlikle yurtlarından atmaya karar veren Rusya Hükümeti’nin baskısı karşısında bu insanları sadece insanî niyetlerle kendi ülkesine kabul ettikleri düşünces...