Kafkasya Calışmaları - Sosyal Bilimler Dergisi / Journal of Caucasian Studies (JOCAS)
Mart / March 2016, Yıl / Vol. 1, № 2
ISSN 2149–9527 (basılı / print) ISSN 2149–9101 (cevrimici / online)
Alan Antropolojisinin Sorunları ve Yöntemleri:
Çerkes Diasporası
Madina Pashtova*
Çev. Murat Topçu (Papşu)
Özet
Çerkes nüfusunun % 90’ını oluşturan ve dünyanın 50’den fazla
ülkesine dağılmış diasporası, Rus-Kafkas Savaşı’na (19. Yüzyıl) ve iki
dünya savaşına bağlı olarak oluştu. Makale yazarının gözlemleri
Türkiye’nin yerel Çerkes kültürel adacıklarından biri olan
Uzunyayla’da 2009, 2011, 2014 ve 2015 yıllarında gerçekleştirilen
alan araştırmaları sırasında yapıldı. Alan çalışmasında kişiler arası ve
gruplar arası iletişimin etnik özellikleri incelendi. Bu makalede Çerkes
diasporasında otantik folklorun (dilin ve geleneksel kültürün)
taşıyıcılarının azalması, derlemecinin ve kaynak kişilerin sosyal
(toplumsal davranış, etik, toplumsal cinsiyet) iletişimi gibi
halkbiliminin ve antropolojinin sorunları ele alınıyor.
Önceki çalışmalarda belirttiğimiz gibi (Paştova 2012 ve 2014), yazı,
kültür ve eğitimle ilgili devlet kurumlarının olmaması nedeniyle
Çerkes diasporasında tarihi vatanıyla karşılaştırılamayacak kadar
büyük “yüksek statülü” kaynak kişi sayısı gözlenir. Bu tespitle kaynak
kişilerin sosyal, en başta da dil ve etnik bilgi yeterliliği, bildirdiği
metnin otantikliği kastedilir.
Diasporanın iletişim alanında biçimsel olmayan, geleneksele
yakın spesifik özellikler hakimdir. Bu koşullarda “folklor sözü”1
sosyal düzenlemenin, etno-kültürel ve sosyal doyumun, etnik özgünlük ve
yaşam sorunlarının çözümünün en etkili araçlarından biri olarak
karşımıza çıkar. Yüksek düzeyde korunmuş ve itibarlı olması da
bununla açıklanır. Dolayısıyla, sözlü kültür metinlerinin teknik
taşıyıcılar (kim tarafından yapılırsa yapılsın - yerel amatörler veya
dışarıdan gelen profesyoneller) yardımıyla kayda geçirilmesi çabası
kaynak kişiler tarafından “son derece yararlı ve asil bir iş” olarak
görülür.
Bu makalede kaynak kişi ile derlemeci arasındaki ilişkinin
diaspora alanına özgü birkaç önemli yönü üzerinde durmak istiyoruz.
Bu araştırmanın materyali kalıp (stereotip) sözlü anlatılar, kaynak
kişi ile derlemeci arasındaki dialoglar, alan çalışması sırasında kişiler
arası ve gruplar arası iletişimin etnik özelliklerine dikkat çeken
halkbilimci meslektaşlarımızın aktardıklarıdır. Gözlemlerim
Türkiye’nin yerel kültür adacıklarından biri olan Uzunyayla’da 2009,
2011, 2014 ve 2015 yıllarındaki araştırma gezilerim sırasında yapıldı.
Araştırma Yöntemleri: Gözlem ve yapılandırılmamış mülakat,
internet aracılığıyla anket; işitsel ve görsel kayıtlar, elle tutulan
notlar.
Edinilen kayıtların hareketliliği, bilgiselliği ve kaydedilen metnin
niteliksel özellikleri hem derlemecinin tercih ettiği hareket
stratejisine, onun dilsel, kültürel, toplumsal davranış kodlarına bağlı
sosyal ve profesyonel yetkinliğine, hem de bunu ilgili durum için
uygun formlarda gerçekleştirebilme becerisine bağlıdır.
Kaynak kişinin tutumunun niteliği ise şunlara bağlı olabilir:
• Kaynak kişinin cinsiyetine, yaşına ve sosyal statüsüne ve
bunlara da bağlı olan kültürel repertuvarına;2
• Derlemecinin “bizden” veya “yabancı” oluşuna;
• Kaynak kişinin “açık” (verici) veya “kapalı” (profan) oluşuna;3
• Mülakat konusuna;
• Derlemeciye eşlik eden üçüncü kişinin (oralı hağarey) sosyal
statüsüne;
• Kayıt yerine (genel/kişisel mekan/yabancı mekan) ve onun
yapılandırılışına.
Öncelikle derlemecinin Çerkes diasporasında aristokrat
geleneklerinin canlı olduğunu unutmadan, kaynak kişinin sosyal
“çözülme” durumunu dikkatle izlemesi gereklidir. Bazı durumlarda
en iyi ihtimalle geçmişteki sosyal eşitsizliğin aşılması bağlamında
insani yansımalar kaydedersiniz. Bununla birlikte, kayıt sırasında
bunların gündeme gelmesi veya suskunlukla geçiştirilmesi birçok
bakımdan derlemeciye bağlı olacaktır: Yerel topluluğun sosyal
yapısının özelliklerini bir gerçeklik olarak kabul ediyor musunuz?
Sosyal ve hiyerarşik farklılıkların kısa zaman öncesine kadar
korunmasının nedenlerini kendinize nasıl açıklıyorsunuz? En önemlisi
de kaynak kişinin bunu anlamasını nasıl sağlıyorsunuz?
Geleneğin taşıyıcıları folklor repertuvarını “itibar” ölçütüne göre
rahatlıkla ayırırlar: haçeş hıbar (хьэщIэщ хъыбар) (seçkin erkek
meclisleri olan konuk odalarında anlatılan hikayeler) ve mejgit gabe
hıbar (мэжг′ыт г′абэ хъыбар) (cami duvarı dibinde anlatılan
hikayeler). Kaynak kişilerimizin görüşlerine de dayanarak, folklor
repertuvarının bazı türlerinin “aristokrat” ve “erkek”ten farklı olarak
köylü, çocuk ve kadın yaşantısına ait daha az itibarlı kategoriye dahil
edildiğini söyleyebiliriz. Bu, anlatıcının aktardığıyla ilişkisine ve genel
olarak bu konuda konuşmayı isteyip istememesine bağlıdır.
Araştırmamız sırasında kaynak kişinin sosyal “kapalılık” etkeninin
sadece ilk kayıtta gerçekleştiği durumlar oldu. Fakat bir yıl sonra,
ikinci kayıt sırasında en yaşlı ve itibarlı kaynak kişilerden bazıları
mahrem sayarak verdikleri bilgiden bilinçli olarak “sosyal tabu”yu
kaldırdılar.
Çerkes diasporasının folklorunda ve çağdaş sosyo-kültürel alanında erk ve aristokrasi söylemi, aynı şekilde bu konunun
derlemecinin ve kaynak kişinin sohbetinde ortaya çıkma biçimleri
ayrı bir araştırma konusudur.
Alan araştırmasının toplumsal cinsiyet yönünün birbiriyle
bağlantılı birkaç vektörü (rol kombinasyonları ve çalışma
perspektifleri) vardır:
1) Kadın derlemeci ve erkek kaynak kişi,
2) Erkek derlemeci ve kadın kaynak kişi,
3) Kadın derlemeci ve kadın kaynak kişi,
4) Erkek derlemeci ve erkek kaynak kişi.
Bu makalede araştırma gezimizin bütün ayrıntıları üzerinde
durmayacağız, sadece iki detayı ele alacağız. Kadın derlemeciye
yaşından, hangi ülkeden geldiğinden bağımsız olarak toplumsal
davranış kuralları gereği yüksek ilgi gösterilir, maddi ve manevi
destek sağlanır,4
ancak bununla birlikte kaynak kişinin “çözülmesi”
geleneksel davranış biçimiyle (“екIу-емыкIу” – “uygun-uygunsuz”)
sınırlıdır ve derleyicinin yerel geleneğe “nüfuzunun” geçmişiyle
belirlenir. Kadın kaynak kişi diaspora alanında, İslam kültürünün
taşıyıcısı olarak, video kaydını istemeyebilir. Bizim araştırmamız
sırasında böyle olaylarla son derece seyrek karşılaşıldı ve bu sadece
kaynak kişilerin bilinçli seçiminden değil, geleneksel olarak Çerkes
kadınının geniş özgürlüğünden de kaynaklandı.
Açık avantajlarının yanında video kamerayla çalışma
derlemecinin karşısına, etnik (mental) kaynaklı bir dizi problem
çıkarır. Çağdaş metodolojide kaynak kişinin tesadüfi, benmerkezci
sapmalarına kadar her şeyi kaydetme eğilimi yaygındır. Burada, doğal
olarak, kaydedilen metnin otantikliği kavramıyla ilintili bazı sorunlar
ortaya çıkar. Kabul etmek gerekir ki, elinde kamerayla törensel
mekanı işgal eden biri eylemin doğal gidişatını ve doğallığını bozar,
gizli video çekimi ise araştırmacının kaynak kişi üzerindeki negatif etkisini azaltır. [Klyaus].
Gizli kayıt, derlenen tüm folklor metninin doğallığını
(otantikliğini) korumaya yaramakla birlikte, bu, derlemeciye onun
sonradan kullanımı konusunda büyük sorumluluk yükler.
Derlemeci iletişimin geleneksel tiplerine yakın durumlar
modelleyebilmek, agonal (atışmalı) tipte geleneksel sohbetlere
(vorşer) katılmak zorundadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, daha çok
biçimsel olmayan, gayri resmi (yatay) iletişim kanallarının korunduğu
Çerkes diaspora ortamında bu, başarılı bir alan çalışması yapmanın
koşullarından biridir.
Alan çalışmamız sırasında birçok kayıt seansı, konuk odalarında
haçeş zehes (хьэщIэщ зэхэс), jeşdes (жэщдэс), vorşerako
(уэршэракIуэ), şısako (щысакIуэ) gibi ritüel “oturma-sohbet”
biçiminde düzenlendi. Profesyonel kişilerce yapılan ses- video kaydı
süreci, benzer geleneksel iletişimsel durumları yeniden yaratabilir.
Örneğin, R.B. Unarokova tarafından, araştırmacıların Türkiye’de özel
evleri ve Çerkes derneklerini ziyaretleri sırasında gerçekleşen bazı
iletişimsel durumlar ayrıntılı şekilde tasvir edildi. Çerkes dernekleri
on yıllardır geleneksel konuk evi işlevini yerine getirmektedir.
Stereotipik sözlü takılmalar (şakalar) konusunda da yazar, araştırma
grubu üyelerinin birçok kez tanık, bazen de katılımcı olduklarına
işaret ediyor [Unarokova: 17].
Kaynak kişi tarafından sezgisel olarak dialog biçiminde kurulan
konuşmaya dahil edilen derlemecinin bazen kendini asıl konuşulan
olarak konumlandırması gerekir. Bu, kaynak kişiye, muhtemel
izleyiciler karşısında yetkinliğinin korunduğu hissini verir. Üçüncü
kişilerin varlığı, yani çoklu konuşma durumunda iletişim sık sık
karakteristik agonistik (rekabetçi) özellikler kazanır, ki bu Çerkeslerin
mental verili davranış tarzı olarak ortaya çıkar. Bununla birlikte,
bizzat derlemecinin yerel gelenekteki statüsünün önemi vardır:
“bizden veya yabancı”, “yabancı” ise (o zaman) “konuk”. Sosyal
ve/veya profesyonel yetkinliği, iradesini ortaya koyma becerisi ve rol
vurgularını “doğru” yapması, önsel (a priori) kurulan ilişkilerden
(sosyal, ailevi, yaş-cinsiyet vd.) bağımsız olarak konuşmayı
yönlendirmesi önemlidir. En önemli koşul ise psikolojik konforu,
iletişimin resmi olmayan, “röportaj dışı” atmosferini
sağlayabilmektir.
Heku (Anavatan) temsilcisi olarak derlemeci ile sürgün
sonucunda yüz elli yılda oluşan bir topluluğun temsilcisi olarak
kaynak kişi arasındaki dialoğun motifleri ve nedenleri halen örtük
olarak “açıklanır”; “uzun ama şansız bir yaşam” / “kahramanca
ölüm” karşıtlığında yatan geleneksel ideolojik motiflerle de
modellenirler. “Ölüm” bu bağlamda semantik olarak ata
topraklarının kaybıyla ve yabancı ülkede “hehes” (хэхэс - х′эух′эс) –
“dışarlıklı” statüsü almış olmakla ilişkilendirilir.
Özellikle son on yıllarda oluşan “Türk devletinin kuruluşuna aktif
olarak katılan Çerkeslerin hizmetleri”, “Çerkeslerin yaşadıkları
ülkelerin siyasi yaşamına aktif katılımları” biçimindeki söylem, her
şeyden önce “hehes” statüsünün aşılmasına yöneliktir. Diasporanın
sosyoloji bilimi alanında bu konuya çok ilgi gösterilir. Bu söylem en
uç biçimlerini şu tür kalıp ifadelerde alır: “Çerkesler diaspora halkıdır,
kültürümüzü başka ülkelerde de korumak zorundayız”, “Türkiye bizim
ikinci vatanımız” vb.
Bu dil pratikleri “dönüşçülük” karşıtı söylem olarak görülebilir.
Kafkasya’daki yaşam hakkındaki olumsuz kalıp yargılar da bu
çerçevede oluştu. Kökleri son mülteci dalgası dönemine (İkinci Dünya
Savaşı yılları) uzanan ve diasporanın iletişimsel alanında yarım
asırdan fazladır dolaşımda olan bu kalıp yargılar, geç dönem (20. yy.
sonu – 21 yy. başı) geri dönüş karşıtı eğilimlerde katalizatör rolü
oynadılar. Demir Perde’nin kalkmasına ve Kafkasya’ya yapılan ilk
ziyaretlere, Çerkes aktivistlerin Anavatan imgesini romantize etme
çabalarına ve perestroyka sonrası Kafkasya’daki (daha geniş anlamda
Rusya’daki) yaşam hakkında idealize düşüncelerin propagandasını
yapmak gibi kısa vadeli siyasi amaçlara bağlı olarak yaygınlaştılar.5
Olumsuz kalıp yargıların içeriği siyasi, ekonomik ve dini
özgürlüklerin olmamasına, Çerkes toplumunun geleneksel
değerlerinin aşınmasına ve toplumsal bağlarının çözülmesine
ilişkindir. Ancak, belirtmek gerekir ki, buna rağmen tarihi Çerkes
vatanının (Heku(j)) “kültürel metropol” statüsü korunmaktadır.
Bu araştırma çerçevesinde, Kafkasya’dan gelen derlemecinin
kaynak kişiler tarafından ne ölçüde kendi topluluğunun, kendi devlet-
ülkesinin temsilcisi olarak görüldüğü üzerine yoğunlaştık. Elbette, tarihi vatandan gelen halkbilimciler ve antropologlar her şeyden
önce değerli konuk statüsündedirler. Fakat bizim pratiğimizde
Kafkasya hakkındaki sorulara cevap vermemiz ve kolektif
tasavvurlarla bağlantılı iletişimsel bariyerleri aşmamız gereken
durumlar oldu.
Derlemecinin ve kaynak kişinin iletişim sürecinde toplumsal
davranış tabuları, onların yayılma sınırları ve koşulları örtük biçimde
gerçekleşirler. Kinesik-proksemik6
tutum, toplumsal davranış
becerisini ortaya çıkaran araçlardan biridir. Kaynak kişilerin hiyerarşik
oturma düzeni, kadrajda kaçınma geleneğinin uygulanması,
derlemeci için bir emare olarak kaynak kişinin duruşu, bütün bunlar
“bizden” veya “yabancı” davranışı olarak okunabilir.
Kayıt sırasında toplumsal davranış tabularının konvansiyonel
ihlali, örneğin, kameraya ışık vurmaması için “yüksek” yerden “daha
aşağı” yere geçme isteği genelde kolayca ve anlayışla kabul edilir.
Ancak, alışılmadık biçimde “aşağı” yerde oturan kaynak kişi birinin
aniden içeri girmesiyle rahatsızlık hissedebilir.
Derlemecinin ve kaynak kişinin iletişim sürecinde, diaspora
koşullarında mutlaka folklor sözünün “seslendirilmesi” sorunu dile
getirilir. “Bizzat sözlü metin sadece burada ve şimdi
gerçekleşmektedir; onun gerçekliği sadece seslendirilme sürecindedir;
seslendirilmediği sürece o, bilinen anlamda mevcut değildir.”
[Neklyudov].
Kaynak kişinin dilin ve kültürün kaybını eskatolojik duygularla
tasvir ettiği durumlarla çok kez karşılaştık. “Sana bugün
anlattıklarımı herhalde kırk yıldır kimseye anlatmadım”, diaspora
alanı için tipik cümledir. Giriftlik ve bağlama yüksek bağımlılık folklor
sözünün dramatik kaderini ve onun taşıyıcısının zihinsel-dilsel
yalnızlığa mahkumiyetini önceden belirler.
Vyaçeslav V. İvanov, ölen veya ölmekte olan dillerden
bahsederken benzer bir örnek veriyor: “Aralık 1991’de Hokkaido’daki
huzurevinde bu dilde (Aynu – M.P.) mitolojik metinleri hatırlayan
yaşlı bir kadın bulmayı başardım. Bana dedi ki: “Uzaktan geldiğini
biliyorum, ama yine gel. Burada konuşacak kimse yok, etrafta sadece
Japonlar var.” [İvanov].
Çerkes diasporasında “geleneksel Çerkes” (metalogik) iletişim
tarzının muhafaza edildiğini gözlüyoruz. Bu, antropoloğun çalışması
gereken kentli topluluklar için de karakteristiktir. Derlemeci için
yararlı olabilecek ya da aksine risk oluşturabilecek durumlar
çoğunlukla onun kaynak kişilerle iletişiminde oluşturduğu toplumsal
davranış alışkanlıklarına ve etik kaynaklarına bağlıdır. Profesyonel
yetkinlik ve yerel geleneğe “nüfuz” için yeterli süre, elbette, başarılı
bir alan çalışmasının önemli bileşenleridir. Fakat bunların yanında,
“Adığe habze” ve “Adığağa” (geleneksel Çerkes davranış ve moraletik
normları) kurallarına uyulması, Kafkasya’dan gelen derlemeci
için onun “bizden” olarak kabul edilmesinde gerekli koşuldur.
Her somut olayda sayılan etkenler kendi bileşimini oluşturur,
kendi nüanslarına sahiptir. Temasın özelliğine önemli etki eden
durumlardan biri diasporanın koşullarıdır. Burada kaynak kişi
tarafından kendini onaylatma ihtiyacı, onun tarihi vatanın
temsilcisine yönelik tam bilinçli olmayan merakı, kendi yeterliliğini
gösterme yönündeki bilinçaltı isteği, derlemeciyi tam da burada,
onun bölgesinde geleneğin herhangi bir yerden daha iyi ve “daha
doğru” korunduğuna ikna etme çabası görülür. Aynı zamanda anlatıcı
“sadece kendi adına değil, temsilcisi olduğunun bilincinde olduğu
yerel topluluk için de” sorumluluk hisseder [Fadeyeva: 18].
Konuşulan taraf hakkında yeterli bilginin olmaması, derleyicinin ve
kaynak kişinin toplumsal davranış normlarına farklı yaklaşımı (biri
bunları geçmişte kalmış gereksiz kurallar olarak görürken, diğerinin
bunun habze olduğunu ve uyulması gerektiğini düşünmesi) bazı
durumlarda derlemecinin ve kaynak kişinin iletişimini zorlaştırabilir.
Her jest veya söz geniş kapsamlı simgesel içerikle doldurulabilir ve
kendince “okunabilir”; beklenmedik şekilde şiddetli pozitif veya
negatif tepki yaratabilir. Antropoloğun bunları göz önünde
bulundurması gereklidir.
Görüldüğü gibi, diaspora alanında derlemecinin ve kaynak kişinin
iletişiminin karakteri kültürel ve tarihsel bazı hususlarla belirlenir.
Bunların bir kısmı, kuşkusuz, tüm Çerkes folklor alanını için geçerlidir.
Dolayısıyla, tarafımızdan yapılan gözlemler ve çıkarılan sonuçlar,
coğrafi (yerel-kültürel ve alt etnik) aidiyetlerden bağımsız olarak alan
pratikleri için yararlı olabilir.
1
Rusya’da beşeri bilimlerde folklor kavramının, son zamanlarda
antropolojik anlamı genişlemiş olsa da, sözel (verbal) önceliği hala
korunmaktadır. "Folklor sözü" ile folklorun taşıyıcıları olan yaşlıların
söylediklerini, yani edebiyat ve bilim dışı olan, yayınlanmamış sözlü halk
kültürünü kastediyorum.
2
Özellikle yaşlı kaynak kişilerin her birinin kendi repertuvarı vardır. Kimi
eski söylenceler anlatır ve kahramanlık şarkıları söyler, kimi de sadece
anekdotlar anlatır. Kaynak kişinin repertuvar statüsü de bununla belirlenir.
Diasporada kaynak kişinin folklor repertuvarı statüsü genellikle onun sosyal
statüsüyle bağlantılıdır. Gençliğinde saygın haçeş toplantılarında çok zaman
geçirmiş yaşlılar genellikle “klasik” folklor taşıyıcısı olurlar ve yüksek
repertuvar statüleri vardır. Araştırmacılar özellikle onları arar ve kaydeder.
3
Açık (verici) veya kapalı (profan) kültür semiotiğinde kullanılan
terimlerdir. Açık (verici) bilgi sahibi, "kendi" olan, ne dendiğini hemen
anlayan, uzun açıklamalar yapılması gerekmeyen kişidir. Kapalı (profan) ise
verici olmayan, konuşulanı anlamayan, konu hakkında bilgisi olmayan
kişidir.
4
Çerkeslerle yapılan araştırmanın özelliklerinden birisi, araştırmacıya en
iyi Kafkas konukseverliği içinde, barınmadan ulaşıma kadar yabancı bir
ülkede çalışmak için gerekli her şeyin sağlanmasıdır. Genellikle bu işlevi
Çerkes dernekleri yerine getirir. Fırsattan istifade, 2014 ve 2015 yıllarındaki
gezilerin organizasyonunda yardımları için Kayseri Kafkas Derneği
yönetimine ve yönetici Mutlu Akkaya’ya (Mamheğ) teşekkür etmek isterim.
5
Bu konuda Çerkes diasporasından şair ve toplum adamı Mevlüt Atalay
ile mülakatımıza bakabilirsiniz. Psıne dergisi, № 10, Nalçik, 2012, s. 30-32.
6
Kinesik-proksemik: Jestler, duruş ve mimikler aracılığıyla aktarılan;
iletişimde bulunan kişiler arasındaki fiziki mesafe.
KAYNAKÇA
Fadeyeva L. V. (2008), “Rasskazçik i kommentator: pozitsii v ustnom
povestvovanii, Aktualnıye problemı polevoy folkloristiki”, Sbornik nauçnıh
trudov. Vıp. 4 – Sıktıvkar: İzd-vo SıktGU, 15-23.
İvanov Vyaç. Vs. (2015), “Lingvistika tretego tısyaçeletiya: Voprosı k
buduşçemu”, http://www.philology.ru/linguistics1/ivanov-04a.htm
Klyaus V. L. (2006), “K probleme videofiksatsii folklora, Pervıy
Vserossiyskiy kongress folkloristov”, Sbornik dokladov, T. III, Moskva, 83-97,
95.
Neklyudov S. Y. (2015), Zvuçaşeye slovo v folklore.
http://www.ruthenia. ru/folklore/neckludov13.htm .
Paştova M. (2014), “Bir Uzunyayla "Öyküsü" Diaspora Hakkında Bir
Halkbilim Araştırması”, Geçmişten Geleceğe Çerkesler Kültür, Kimlik ve
Siyaset", ed. Sevda Alankuş ve Esra Oktay Arı, Ankara, 285-291.
Paştova M. M. (2012), “Folklor v çerkesskoy diaspore Turtsii:
funktsionalnıye i regionalno-lokalnıye osobennosti”, Folkloristika i
kulturnaya antropologiya segodnya. Tezisı i materialı mejdunarodnoy şkolı-
konferentsii, Moskova, RGGU, 418-425.
http://www.ruthenia.ru/folklore/may2012proceedings.pdf
Unarokova R. B. (2004), “Folklor adıgov Turtsii. Vstupitelnaya statya”,
Tırkuyem yis adığeher. Orıuateher (Тыркуем ис адыгэхэр. IорыIуатэр)
(Çerkesçe). , ed. R.B. Unarokova, Maykop, 15-24.
Mart / March 2016, Yıl / Vol. 1, № 2
ISSN 2149–9527 (basılı / print) ISSN 2149–9101 (cevrimici / online)
Alan Antropolojisinin Sorunları ve Yöntemleri:
Çerkes Diasporası
Madina Pashtova*
Çev. Murat Topçu (Papşu)
Özet
Çerkes nüfusunun % 90’ını oluşturan ve dünyanın 50’den fazla
ülkesine dağılmış diasporası, Rus-Kafkas Savaşı’na (19. Yüzyıl) ve iki
dünya savaşına bağlı olarak oluştu. Makale yazarının gözlemleri
Türkiye’nin yerel Çerkes kültürel adacıklarından biri olan
Uzunyayla’da 2009, 2011, 2014 ve 2015 yıllarında gerçekleştirilen
alan araştırmaları sırasında yapıldı. Alan çalışmasında kişiler arası ve
gruplar arası iletişimin etnik özellikleri incelendi. Bu makalede Çerkes
diasporasında otantik folklorun (dilin ve geleneksel kültürün)
taşıyıcılarının azalması, derlemecinin ve kaynak kişilerin sosyal
(toplumsal davranış, etik, toplumsal cinsiyet) iletişimi gibi
halkbiliminin ve antropolojinin sorunları ele alınıyor.
Önceki çalışmalarda belirttiğimiz gibi (Paştova 2012 ve 2014), yazı,
kültür ve eğitimle ilgili devlet kurumlarının olmaması nedeniyle
Çerkes diasporasında tarihi vatanıyla karşılaştırılamayacak kadar
büyük “yüksek statülü” kaynak kişi sayısı gözlenir. Bu tespitle kaynak
kişilerin sosyal, en başta da dil ve etnik bilgi yeterliliği, bildirdiği
metnin otantikliği kastedilir.
Diasporanın iletişim alanında biçimsel olmayan, geleneksele
yakın spesifik özellikler hakimdir. Bu koşullarda “folklor sözü”1
sosyal düzenlemenin, etno-kültürel ve sosyal doyumun, etnik özgünlük ve
yaşam sorunlarının çözümünün en etkili araçlarından biri olarak
karşımıza çıkar. Yüksek düzeyde korunmuş ve itibarlı olması da
bununla açıklanır. Dolayısıyla, sözlü kültür metinlerinin teknik
taşıyıcılar (kim tarafından yapılırsa yapılsın - yerel amatörler veya
dışarıdan gelen profesyoneller) yardımıyla kayda geçirilmesi çabası
kaynak kişiler tarafından “son derece yararlı ve asil bir iş” olarak
görülür.
Bu makalede kaynak kişi ile derlemeci arasındaki ilişkinin
diaspora alanına özgü birkaç önemli yönü üzerinde durmak istiyoruz.
Bu araştırmanın materyali kalıp (stereotip) sözlü anlatılar, kaynak
kişi ile derlemeci arasındaki dialoglar, alan çalışması sırasında kişiler
arası ve gruplar arası iletişimin etnik özelliklerine dikkat çeken
halkbilimci meslektaşlarımızın aktardıklarıdır. Gözlemlerim
Türkiye’nin yerel kültür adacıklarından biri olan Uzunyayla’da 2009,
2011, 2014 ve 2015 yıllarındaki araştırma gezilerim sırasında yapıldı.
Araştırma Yöntemleri: Gözlem ve yapılandırılmamış mülakat,
internet aracılığıyla anket; işitsel ve görsel kayıtlar, elle tutulan
notlar.
Edinilen kayıtların hareketliliği, bilgiselliği ve kaydedilen metnin
niteliksel özellikleri hem derlemecinin tercih ettiği hareket
stratejisine, onun dilsel, kültürel, toplumsal davranış kodlarına bağlı
sosyal ve profesyonel yetkinliğine, hem de bunu ilgili durum için
uygun formlarda gerçekleştirebilme becerisine bağlıdır.
Kaynak kişinin tutumunun niteliği ise şunlara bağlı olabilir:
• Kaynak kişinin cinsiyetine, yaşına ve sosyal statüsüne ve
bunlara da bağlı olan kültürel repertuvarına;2
• Derlemecinin “bizden” veya “yabancı” oluşuna;
• Kaynak kişinin “açık” (verici) veya “kapalı” (profan) oluşuna;3
• Mülakat konusuna;
• Derlemeciye eşlik eden üçüncü kişinin (oralı hağarey) sosyal
statüsüne;
• Kayıt yerine (genel/kişisel mekan/yabancı mekan) ve onun
yapılandırılışına.
Öncelikle derlemecinin Çerkes diasporasında aristokrat
geleneklerinin canlı olduğunu unutmadan, kaynak kişinin sosyal
“çözülme” durumunu dikkatle izlemesi gereklidir. Bazı durumlarda
en iyi ihtimalle geçmişteki sosyal eşitsizliğin aşılması bağlamında
insani yansımalar kaydedersiniz. Bununla birlikte, kayıt sırasında
bunların gündeme gelmesi veya suskunlukla geçiştirilmesi birçok
bakımdan derlemeciye bağlı olacaktır: Yerel topluluğun sosyal
yapısının özelliklerini bir gerçeklik olarak kabul ediyor musunuz?
Sosyal ve hiyerarşik farklılıkların kısa zaman öncesine kadar
korunmasının nedenlerini kendinize nasıl açıklıyorsunuz? En önemlisi
de kaynak kişinin bunu anlamasını nasıl sağlıyorsunuz?
Geleneğin taşıyıcıları folklor repertuvarını “itibar” ölçütüne göre
rahatlıkla ayırırlar: haçeş hıbar (хьэщIэщ хъыбар) (seçkin erkek
meclisleri olan konuk odalarında anlatılan hikayeler) ve mejgit gabe
hıbar (мэжг′ыт г′абэ хъыбар) (cami duvarı dibinde anlatılan
hikayeler). Kaynak kişilerimizin görüşlerine de dayanarak, folklor
repertuvarının bazı türlerinin “aristokrat” ve “erkek”ten farklı olarak
köylü, çocuk ve kadın yaşantısına ait daha az itibarlı kategoriye dahil
edildiğini söyleyebiliriz. Bu, anlatıcının aktardığıyla ilişkisine ve genel
olarak bu konuda konuşmayı isteyip istememesine bağlıdır.
Araştırmamız sırasında kaynak kişinin sosyal “kapalılık” etkeninin
sadece ilk kayıtta gerçekleştiği durumlar oldu. Fakat bir yıl sonra,
ikinci kayıt sırasında en yaşlı ve itibarlı kaynak kişilerden bazıları
mahrem sayarak verdikleri bilgiden bilinçli olarak “sosyal tabu”yu
kaldırdılar.
Çerkes diasporasının folklorunda ve çağdaş sosyo-kültürel alanında erk ve aristokrasi söylemi, aynı şekilde bu konunun
derlemecinin ve kaynak kişinin sohbetinde ortaya çıkma biçimleri
ayrı bir araştırma konusudur.
Alan araştırmasının toplumsal cinsiyet yönünün birbiriyle
bağlantılı birkaç vektörü (rol kombinasyonları ve çalışma
perspektifleri) vardır:
1) Kadın derlemeci ve erkek kaynak kişi,
2) Erkek derlemeci ve kadın kaynak kişi,
3) Kadın derlemeci ve kadın kaynak kişi,
4) Erkek derlemeci ve erkek kaynak kişi.
Bu makalede araştırma gezimizin bütün ayrıntıları üzerinde
durmayacağız, sadece iki detayı ele alacağız. Kadın derlemeciye
yaşından, hangi ülkeden geldiğinden bağımsız olarak toplumsal
davranış kuralları gereği yüksek ilgi gösterilir, maddi ve manevi
destek sağlanır,4
ancak bununla birlikte kaynak kişinin “çözülmesi”
geleneksel davranış biçimiyle (“екIу-емыкIу” – “uygun-uygunsuz”)
sınırlıdır ve derleyicinin yerel geleneğe “nüfuzunun” geçmişiyle
belirlenir. Kadın kaynak kişi diaspora alanında, İslam kültürünün
taşıyıcısı olarak, video kaydını istemeyebilir. Bizim araştırmamız
sırasında böyle olaylarla son derece seyrek karşılaşıldı ve bu sadece
kaynak kişilerin bilinçli seçiminden değil, geleneksel olarak Çerkes
kadınının geniş özgürlüğünden de kaynaklandı.
Açık avantajlarının yanında video kamerayla çalışma
derlemecinin karşısına, etnik (mental) kaynaklı bir dizi problem
çıkarır. Çağdaş metodolojide kaynak kişinin tesadüfi, benmerkezci
sapmalarına kadar her şeyi kaydetme eğilimi yaygındır. Burada, doğal
olarak, kaydedilen metnin otantikliği kavramıyla ilintili bazı sorunlar
ortaya çıkar. Kabul etmek gerekir ki, elinde kamerayla törensel
mekanı işgal eden biri eylemin doğal gidişatını ve doğallığını bozar,
gizli video çekimi ise araştırmacının kaynak kişi üzerindeki negatif etkisini azaltır. [Klyaus].
Gizli kayıt, derlenen tüm folklor metninin doğallığını
(otantikliğini) korumaya yaramakla birlikte, bu, derlemeciye onun
sonradan kullanımı konusunda büyük sorumluluk yükler.
Derlemeci iletişimin geleneksel tiplerine yakın durumlar
modelleyebilmek, agonal (atışmalı) tipte geleneksel sohbetlere
(vorşer) katılmak zorundadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, daha çok
biçimsel olmayan, gayri resmi (yatay) iletişim kanallarının korunduğu
Çerkes diaspora ortamında bu, başarılı bir alan çalışması yapmanın
koşullarından biridir.
Alan çalışmamız sırasında birçok kayıt seansı, konuk odalarında
haçeş zehes (хьэщIэщ зэхэс), jeşdes (жэщдэс), vorşerako
(уэршэракIуэ), şısako (щысакIуэ) gibi ritüel “oturma-sohbet”
biçiminde düzenlendi. Profesyonel kişilerce yapılan ses- video kaydı
süreci, benzer geleneksel iletişimsel durumları yeniden yaratabilir.
Örneğin, R.B. Unarokova tarafından, araştırmacıların Türkiye’de özel
evleri ve Çerkes derneklerini ziyaretleri sırasında gerçekleşen bazı
iletişimsel durumlar ayrıntılı şekilde tasvir edildi. Çerkes dernekleri
on yıllardır geleneksel konuk evi işlevini yerine getirmektedir.
Stereotipik sözlü takılmalar (şakalar) konusunda da yazar, araştırma
grubu üyelerinin birçok kez tanık, bazen de katılımcı olduklarına
işaret ediyor [Unarokova: 17].
Kaynak kişi tarafından sezgisel olarak dialog biçiminde kurulan
konuşmaya dahil edilen derlemecinin bazen kendini asıl konuşulan
olarak konumlandırması gerekir. Bu, kaynak kişiye, muhtemel
izleyiciler karşısında yetkinliğinin korunduğu hissini verir. Üçüncü
kişilerin varlığı, yani çoklu konuşma durumunda iletişim sık sık
karakteristik agonistik (rekabetçi) özellikler kazanır, ki bu Çerkeslerin
mental verili davranış tarzı olarak ortaya çıkar. Bununla birlikte,
bizzat derlemecinin yerel gelenekteki statüsünün önemi vardır:
“bizden veya yabancı”, “yabancı” ise (o zaman) “konuk”. Sosyal
ve/veya profesyonel yetkinliği, iradesini ortaya koyma becerisi ve rol
vurgularını “doğru” yapması, önsel (a priori) kurulan ilişkilerden
(sosyal, ailevi, yaş-cinsiyet vd.) bağımsız olarak konuşmayı
yönlendirmesi önemlidir. En önemli koşul ise psikolojik konforu,
iletişimin resmi olmayan, “röportaj dışı” atmosferini
sağlayabilmektir.
Heku (Anavatan) temsilcisi olarak derlemeci ile sürgün
sonucunda yüz elli yılda oluşan bir topluluğun temsilcisi olarak
kaynak kişi arasındaki dialoğun motifleri ve nedenleri halen örtük
olarak “açıklanır”; “uzun ama şansız bir yaşam” / “kahramanca
ölüm” karşıtlığında yatan geleneksel ideolojik motiflerle de
modellenirler. “Ölüm” bu bağlamda semantik olarak ata
topraklarının kaybıyla ve yabancı ülkede “hehes” (хэхэс - х′эух′эс) –
“dışarlıklı” statüsü almış olmakla ilişkilendirilir.
Özellikle son on yıllarda oluşan “Türk devletinin kuruluşuna aktif
olarak katılan Çerkeslerin hizmetleri”, “Çerkeslerin yaşadıkları
ülkelerin siyasi yaşamına aktif katılımları” biçimindeki söylem, her
şeyden önce “hehes” statüsünün aşılmasına yöneliktir. Diasporanın
sosyoloji bilimi alanında bu konuya çok ilgi gösterilir. Bu söylem en
uç biçimlerini şu tür kalıp ifadelerde alır: “Çerkesler diaspora halkıdır,
kültürümüzü başka ülkelerde de korumak zorundayız”, “Türkiye bizim
ikinci vatanımız” vb.
Bu dil pratikleri “dönüşçülük” karşıtı söylem olarak görülebilir.
Kafkasya’daki yaşam hakkındaki olumsuz kalıp yargılar da bu
çerçevede oluştu. Kökleri son mülteci dalgası dönemine (İkinci Dünya
Savaşı yılları) uzanan ve diasporanın iletişimsel alanında yarım
asırdan fazladır dolaşımda olan bu kalıp yargılar, geç dönem (20. yy.
sonu – 21 yy. başı) geri dönüş karşıtı eğilimlerde katalizatör rolü
oynadılar. Demir Perde’nin kalkmasına ve Kafkasya’ya yapılan ilk
ziyaretlere, Çerkes aktivistlerin Anavatan imgesini romantize etme
çabalarına ve perestroyka sonrası Kafkasya’daki (daha geniş anlamda
Rusya’daki) yaşam hakkında idealize düşüncelerin propagandasını
yapmak gibi kısa vadeli siyasi amaçlara bağlı olarak yaygınlaştılar.5
Olumsuz kalıp yargıların içeriği siyasi, ekonomik ve dini
özgürlüklerin olmamasına, Çerkes toplumunun geleneksel
değerlerinin aşınmasına ve toplumsal bağlarının çözülmesine
ilişkindir. Ancak, belirtmek gerekir ki, buna rağmen tarihi Çerkes
vatanının (Heku(j)) “kültürel metropol” statüsü korunmaktadır.
Bu araştırma çerçevesinde, Kafkasya’dan gelen derlemecinin
kaynak kişiler tarafından ne ölçüde kendi topluluğunun, kendi devlet-
ülkesinin temsilcisi olarak görüldüğü üzerine yoğunlaştık. Elbette, tarihi vatandan gelen halkbilimciler ve antropologlar her şeyden
önce değerli konuk statüsündedirler. Fakat bizim pratiğimizde
Kafkasya hakkındaki sorulara cevap vermemiz ve kolektif
tasavvurlarla bağlantılı iletişimsel bariyerleri aşmamız gereken
durumlar oldu.
Derlemecinin ve kaynak kişinin iletişim sürecinde toplumsal
davranış tabuları, onların yayılma sınırları ve koşulları örtük biçimde
gerçekleşirler. Kinesik-proksemik6
tutum, toplumsal davranış
becerisini ortaya çıkaran araçlardan biridir. Kaynak kişilerin hiyerarşik
oturma düzeni, kadrajda kaçınma geleneğinin uygulanması,
derlemeci için bir emare olarak kaynak kişinin duruşu, bütün bunlar
“bizden” veya “yabancı” davranışı olarak okunabilir.
Kayıt sırasında toplumsal davranış tabularının konvansiyonel
ihlali, örneğin, kameraya ışık vurmaması için “yüksek” yerden “daha
aşağı” yere geçme isteği genelde kolayca ve anlayışla kabul edilir.
Ancak, alışılmadık biçimde “aşağı” yerde oturan kaynak kişi birinin
aniden içeri girmesiyle rahatsızlık hissedebilir.
Derlemecinin ve kaynak kişinin iletişim sürecinde, diaspora
koşullarında mutlaka folklor sözünün “seslendirilmesi” sorunu dile
getirilir. “Bizzat sözlü metin sadece burada ve şimdi
gerçekleşmektedir; onun gerçekliği sadece seslendirilme sürecindedir;
seslendirilmediği sürece o, bilinen anlamda mevcut değildir.”
[Neklyudov].
Kaynak kişinin dilin ve kültürün kaybını eskatolojik duygularla
tasvir ettiği durumlarla çok kez karşılaştık. “Sana bugün
anlattıklarımı herhalde kırk yıldır kimseye anlatmadım”, diaspora
alanı için tipik cümledir. Giriftlik ve bağlama yüksek bağımlılık folklor
sözünün dramatik kaderini ve onun taşıyıcısının zihinsel-dilsel
yalnızlığa mahkumiyetini önceden belirler.
Vyaçeslav V. İvanov, ölen veya ölmekte olan dillerden
bahsederken benzer bir örnek veriyor: “Aralık 1991’de Hokkaido’daki
huzurevinde bu dilde (Aynu – M.P.) mitolojik metinleri hatırlayan
yaşlı bir kadın bulmayı başardım. Bana dedi ki: “Uzaktan geldiğini
biliyorum, ama yine gel. Burada konuşacak kimse yok, etrafta sadece
Japonlar var.” [İvanov].
Çerkes diasporasında “geleneksel Çerkes” (metalogik) iletişim
tarzının muhafaza edildiğini gözlüyoruz. Bu, antropoloğun çalışması
gereken kentli topluluklar için de karakteristiktir. Derlemeci için
yararlı olabilecek ya da aksine risk oluşturabilecek durumlar
çoğunlukla onun kaynak kişilerle iletişiminde oluşturduğu toplumsal
davranış alışkanlıklarına ve etik kaynaklarına bağlıdır. Profesyonel
yetkinlik ve yerel geleneğe “nüfuz” için yeterli süre, elbette, başarılı
bir alan çalışmasının önemli bileşenleridir. Fakat bunların yanında,
“Adığe habze” ve “Adığağa” (geleneksel Çerkes davranış ve moraletik
normları) kurallarına uyulması, Kafkasya’dan gelen derlemeci
için onun “bizden” olarak kabul edilmesinde gerekli koşuldur.
Her somut olayda sayılan etkenler kendi bileşimini oluşturur,
kendi nüanslarına sahiptir. Temasın özelliğine önemli etki eden
durumlardan biri diasporanın koşullarıdır. Burada kaynak kişi
tarafından kendini onaylatma ihtiyacı, onun tarihi vatanın
temsilcisine yönelik tam bilinçli olmayan merakı, kendi yeterliliğini
gösterme yönündeki bilinçaltı isteği, derlemeciyi tam da burada,
onun bölgesinde geleneğin herhangi bir yerden daha iyi ve “daha
doğru” korunduğuna ikna etme çabası görülür. Aynı zamanda anlatıcı
“sadece kendi adına değil, temsilcisi olduğunun bilincinde olduğu
yerel topluluk için de” sorumluluk hisseder [Fadeyeva: 18].
Konuşulan taraf hakkında yeterli bilginin olmaması, derleyicinin ve
kaynak kişinin toplumsal davranış normlarına farklı yaklaşımı (biri
bunları geçmişte kalmış gereksiz kurallar olarak görürken, diğerinin
bunun habze olduğunu ve uyulması gerektiğini düşünmesi) bazı
durumlarda derlemecinin ve kaynak kişinin iletişimini zorlaştırabilir.
Her jest veya söz geniş kapsamlı simgesel içerikle doldurulabilir ve
kendince “okunabilir”; beklenmedik şekilde şiddetli pozitif veya
negatif tepki yaratabilir. Antropoloğun bunları göz önünde
bulundurması gereklidir.
Görüldüğü gibi, diaspora alanında derlemecinin ve kaynak kişinin
iletişiminin karakteri kültürel ve tarihsel bazı hususlarla belirlenir.
Bunların bir kısmı, kuşkusuz, tüm Çerkes folklor alanını için geçerlidir.
Dolayısıyla, tarafımızdan yapılan gözlemler ve çıkarılan sonuçlar,
coğrafi (yerel-kültürel ve alt etnik) aidiyetlerden bağımsız olarak alan
pratikleri için yararlı olabilir.
1
Rusya’da beşeri bilimlerde folklor kavramının, son zamanlarda
antropolojik anlamı genişlemiş olsa da, sözel (verbal) önceliği hala
korunmaktadır. "Folklor sözü" ile folklorun taşıyıcıları olan yaşlıların
söylediklerini, yani edebiyat ve bilim dışı olan, yayınlanmamış sözlü halk
kültürünü kastediyorum.
2
Özellikle yaşlı kaynak kişilerin her birinin kendi repertuvarı vardır. Kimi
eski söylenceler anlatır ve kahramanlık şarkıları söyler, kimi de sadece
anekdotlar anlatır. Kaynak kişinin repertuvar statüsü de bununla belirlenir.
Diasporada kaynak kişinin folklor repertuvarı statüsü genellikle onun sosyal
statüsüyle bağlantılıdır. Gençliğinde saygın haçeş toplantılarında çok zaman
geçirmiş yaşlılar genellikle “klasik” folklor taşıyıcısı olurlar ve yüksek
repertuvar statüleri vardır. Araştırmacılar özellikle onları arar ve kaydeder.
3
Açık (verici) veya kapalı (profan) kültür semiotiğinde kullanılan
terimlerdir. Açık (verici) bilgi sahibi, "kendi" olan, ne dendiğini hemen
anlayan, uzun açıklamalar yapılması gerekmeyen kişidir. Kapalı (profan) ise
verici olmayan, konuşulanı anlamayan, konu hakkında bilgisi olmayan
kişidir.
4
Çerkeslerle yapılan araştırmanın özelliklerinden birisi, araştırmacıya en
iyi Kafkas konukseverliği içinde, barınmadan ulaşıma kadar yabancı bir
ülkede çalışmak için gerekli her şeyin sağlanmasıdır. Genellikle bu işlevi
Çerkes dernekleri yerine getirir. Fırsattan istifade, 2014 ve 2015 yıllarındaki
gezilerin organizasyonunda yardımları için Kayseri Kafkas Derneği
yönetimine ve yönetici Mutlu Akkaya’ya (Mamheğ) teşekkür etmek isterim.
5
Bu konuda Çerkes diasporasından şair ve toplum adamı Mevlüt Atalay
ile mülakatımıza bakabilirsiniz. Psıne dergisi, № 10, Nalçik, 2012, s. 30-32.
6
Kinesik-proksemik: Jestler, duruş ve mimikler aracılığıyla aktarılan;
iletişimde bulunan kişiler arasındaki fiziki mesafe.
KAYNAKÇA
Fadeyeva L. V. (2008), “Rasskazçik i kommentator: pozitsii v ustnom
povestvovanii, Aktualnıye problemı polevoy folkloristiki”, Sbornik nauçnıh
trudov. Vıp. 4 – Sıktıvkar: İzd-vo SıktGU, 15-23.
İvanov Vyaç. Vs. (2015), “Lingvistika tretego tısyaçeletiya: Voprosı k
buduşçemu”, http://www.philology.ru/linguistics1/ivanov-04a.htm
Klyaus V. L. (2006), “K probleme videofiksatsii folklora, Pervıy
Vserossiyskiy kongress folkloristov”, Sbornik dokladov, T. III, Moskva, 83-97,
95.
Neklyudov S. Y. (2015), Zvuçaşeye slovo v folklore.
http://www.ruthenia. ru/folklore/neckludov13.htm .
Paştova M. (2014), “Bir Uzunyayla "Öyküsü" Diaspora Hakkında Bir
Halkbilim Araştırması”, Geçmişten Geleceğe Çerkesler Kültür, Kimlik ve
Siyaset", ed. Sevda Alankuş ve Esra Oktay Arı, Ankara, 285-291.
Paştova M. M. (2012), “Folklor v çerkesskoy diaspore Turtsii:
funktsionalnıye i regionalno-lokalnıye osobennosti”, Folkloristika i
kulturnaya antropologiya segodnya. Tezisı i materialı mejdunarodnoy şkolı-
konferentsii, Moskova, RGGU, 418-425.
http://www.ruthenia.ru/folklore/may2012proceedings.pdf
Unarokova R. B. (2004), “Folklor adıgov Turtsii. Vstupitelnaya statya”,
Tırkuyem yis adığeher. Orıuateher (Тыркуем ис адыгэхэр. IорыIуатэр)
(Çerkesçe). , ed. R.B. Unarokova, Maykop, 15-24.
Yorumlar
Yorum Gönder